Günümüzün Muhteşem Sesleri: Operanın kahramanları tenorlar

Musica, “Günümüzün Muhteşem Sesleri” serisinin ilk bölümünde, en tiz erkek sesi olarak bilinen tenorlara ışık tutuyor. 

Perulu tenor Juan Diego Flórez ve İsviçreli-Fransız tenor Benjamin Bernheim, tenor sesinin “inceliklerine” dair paylaşımlarda bulunuyor: Dünyaca ünlü tenorlar, yüksek notalara ulaşmak için neler gerektiğini anlatıyor. 

Tenor, en tiz erkek sesine verilen isim. Tenor kelimesinin kökeni Latince “tutmak” anlamına gelen “tenere” fiili. Bunun nedeni, 1250 ile 1500 yılları arasında müziğin erken dönemlerinde, tenorun görevinin melodiyi tutmak ve müzik için temel oluşturmak olması. 

Tenor en tiz erkek sesi. Bariton ise erkekler için ortalama bir ses. Bariton ile tenor arasında sadece 3 ya da 4 nota var ama bu çok büyük bir fark yaratıyor. 

Tenorun sesi bir fenomendir. Tenorlar operanın kahramanları, Yüksek Do’ların krallarıdır. Tenor izleyiciler arasında büyük bir heyecan yaratır. 

Tenor üzerine başarılı olup olmayacağı üzerine bahis oynanır. Böyle bir baskı çelik gibi bir sinirlere sahip olmayı gerektirir.

Bir tenorun sesinin sırrı nedir?

Meşhur Yüksek Do, bir tenor için en yüksek notalardan biri. Tenorun ses aralığı genelde Do’dan Do’ya iki oktavı kapsar. 

Dünyaca ünlü tenor Benjamin Bernheim, bu tekniklerde ustalaşmanın yıllar aldığını söylüyor: “Tenor doğada var olmayan, oluşturmak için büyük bir sabır gereken bir sestir. Operayı seven birçok insan, birçok hayranı bu sesi büyülü bulur çünkü diğer tüm sesler, tabiri caizse ‘doğaldır’. Sopranonun sesi yüksek notalara çıkar, bu sesin doğasında vardır bu. Oysa tenor için sanki fazladan eklenen bir zorluk ve özel bir beklenti vardır.”

Peki bir tenor şarkı söylerken vites değiştiriyormuş gibi görünmeden aralığının en altından en üstüne nasıl çıkar? Bunun sırrı geçiş ya da pasaj anlamına gelen passaggio’dur. 

Bernheim, “Baritonun doğal sesinde olduğu gibi tenorun doğal sesinin de belirli sınırı var ve bu pasaj, göğüs sesinin en üstte kalması için karma sese ya da tam sese ne zaman geçeceğimizi belirler. Karma ses, hem göğüs sesine hem de kafa sesine bağlı bir ses. Aradaki dengeyi bulabilmek ise bir sanattır.” diyor. 

‘İnsan bedeninin en üst düzey performansı’

Peki bir tenor üst registerde şarkı söylerken bedeninde ne gibi değişiklikler meydana geliyor?

Avusturya’nın Salzburg kentinden tenor öğrencisi Ivan, bizim asla göremeyeceğimiz muazzam fiziksel zorlukları görselleştirmek için MR taraması yaptırdı. 

Salzburg Tanı Merkezi Baş Radyoloğu Nikolaus Mayr sonuçlara ilişkin, “Her şey diyaframla başlıyor. Göğüsten gelen bir basınç olmalı. Akciğerler kasılıyor. Boğaz kasları da çalışıyor. Burada dilin nasıl yukarı kalktığını, gırtlağın nasıl gerildiğini görebilirsiniz. Ve burada da havanın sesi oluşturmak için nasıl dışarı çıktığını görebilirsiniz. Tanık olduğumuz tüm bu mekanizma, insan vücudunun en üst düzey performansı olarak tanımlanabilir. Tam bir notayı ortaya çıkarmak üzere tüm kasları kontrol etmek için beyinde meydana gelen serebral işlevlere baktığınızda, bu dikkate değer bir durum.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Salzburg Festivali’nin kendi Kulak Burun Boğaz uzmanı Josef Schlömicher-Thier,, tenorun sesinin bizde çınlamasının bir başka nedeni daha olduğunu söylüyor: “Bir tenor belirli bir üst ton ses grubu oluşturma özelliğine sahiptir. Bu tüm şarkıcılarda var fakat özellikle tenorlar yaklaşık 3 bin hertz kadar çıkabilir. Peki o zaman dinleyiciye ne olur? Bu enerji yoğunluğu, bu küme, kulakta özel bir hassasiyet oluşturur çünkü 3 bin hertz özellikle iyi işitilir. İşte bu tüyleri diken diken etme hissi buradan geliyor. Bu noktaya, bu patlamaya ulaşıldığında tüylerim diken diken oluyor. Sonra insanlar ayağa kalkıyor ve kendilerini kaybediyorlar.”

Gioachino Rossini dikkatleri tenor sesine çevirdi

Modern tenor sanatının kökleri İtalya’ya uzanır. Dikkatleri tenor sesine çeviren kişi Gioachino Rossini’ydi. Çağımızın en büyük tenorlarından biri olan Juan Diego Flórez’in İtalyan besteciyle arasında özel bir bağ var.

Juan Diego Flórez, “Rossini’den önce operanın başlıca yıldızları sopranolar ve kastrati denen hadımlardı. Rossini geldiğinde kastratiler kaldırıldı. Yıldız rolleri kastratilerin sesine benzer seslere verildi, tenorlara ve mezzo sopranolara.” diyor.

1831’de Rossini’nin William Tell operası sırasında büyük bir sansasyon yaşandı: Fransız tenor Gilbert Duprez, devrim yaratan Yüksek Do sesiyle dinleyiciyi büyüledi.

Flórez Duprez’i şöyle anlatıyor: “Duprez İtalya’da soyunma odasında pratik yapıyordu ve bu yüksek notaları deniyordu. Ve soyunma odasında tam sesle bu Yüksek Do’ya ulaştı. Bu ses onu şaşkınlığa uğratmıştı. Ve muhafaza etmek istiyordu. Böyle şarkı söylemek istiyordu. Ve bunu yaptı. Ve herkes ‘Vay canına, bu da ne?’ diyordu. Yani bugün bildiğimiz yüksek do’nun babası Duprez’dir.”

Ve sonra küresel bir süper star doğdu: Enrico Caruso*.

Işıltılı ve akıllara durgunluk veren vokal patlamaları, Rossini’nin Le Comte Ory’nin de aralarında bulunduğu operalarının bir özelliği.

* Enrico Caruso’nun görüntüleri, Fondazione Cineteca di Bologna tarafından MoMA – Modern Sanat Müzesi, BFI Ulusal Arşivi ve Rusya Gosfil’mofond iş birliği ile restore edildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

escort bayan bayan escort adana escort bayan bursa escort antalya escort adana escort escort bayan mersin mersin escort mersin escort mersin bayan escort türkçe altyazılı porno doeda anadolu yakası escort ataşehir escort avcılar escort bakırköy escort şirinevler escort taksim escort gaziantep escort olgun porno beylikdüzü escort escort mersin istanbul escort çesme escort sultanbeyli escort marmaris escort türbanlı porno bursa escort escort adana anal porno pendik escort izmir escort maltepe escort kadıköy escort üsküdar escort çekmeköy escort taksim escort kuşadası escort bodrum escort mecidiyeköy escort ankara escort milf porno porno izle esenyurt escort kartal escort tuzla escort şişli escort